2/2/2009

EMS ( Erol Marketing Sistem)

ÜYE OL

Nasıl Bir İş?


Erol Marketing Sistem (EMS) sizlere minimum maliyet ve sıfır risk ile kendi işinizi kurma şansı veriyor. Sistemimiz kazan-kazandır ilkesini temel alan ve oldukça kazançlı bir sistemdir. EMS ile çalışma saatlerinizi kendiniz belirleyecek ve ekonomik özgürlüğün tadını çıkaracaksınız..
Erol Marketing organizasyonda 5 koldan kazanç sağlarsınız.Şimdi kazanç sisteminizi maddeler halinde inceleyelim.

Videolu anlatım için tıklayın
Kazanç sistemi
1. Üyelik primi
2. Perakende satış kârı ( Sıcak Satış )
3. Genel ekip cirosundan size gelecek aylık prim
4. Liderlik Primleri
5. Kampanyalar - Bonuslar - Ekstra primler
Öncelikle şunu belirtelim ki bu 5 kazanç kolu ayrı ayrı kazanç kolları değil, bir bütündür. Aynı anda 5 kolun tamamından kazanç sağlayabilirsiniz. Yada sadece satış yaparak veya sadece organizasyon ile ekip oluşturarak kazanabilirsiniz.
1. Üyelik Primi
Üyelik priminde, yaptığınız her üyeden şirket size 3 ytl veriyor. Üyelerinizin de yaptığı her üyeden size yine 3 ytl geliyor. Üçüncü kademede de aynı şekilde yani üyelerinizin üyelerinin de yaptığı her üyeden şirket size yine 3 ytl veriyor ve bu şekilde 10. kademeye kadar devam ediyor geliriniz.
Basit bir örnekle açıklayacak olursak. Diyelim ki sistemimize girdiniz ve bir aylık bir çalışma yaptınız. Ay sonunda toplam 3 tane üye buldunuz ve sizin sisteme kattığınız herkes de sadece 3’ er üye buldu..bu durumda yalnızca üyelik priminizden kazanacağınız primi hesaplayalım :

1. ay: siz 3 üye yaptınız ve 3 x 3= 9 YTL kazandınız
2. ay : 3 üyenizde 3’er üye yaptı ve toplamda 3 x 3= 9 üyeniz oldu.
Kazancınız ise 9*3= 27 YTL
3. ay : 9 üye de 3’er tane üye yaptı.Toplamda 9*3=27 üyeniz oldu.
Kazancını ise 27*3 = 81 YTL
4.ay , 5.ay , 6. Ayda aynı şekilde geliriniz katlanarak devam edecek ve 10.ayın sonunda o ayki kazancınız tam 177.147 YTL ..
10 ay boyunca kazandığımız toplam prim ise 250 milyarın üzerinde…
Ve bu sadece üyelik priminden elde ettiğiniz gelir.. Bu gelire kavuştuğunuzda altınızda binlerce üyeden oluşmuş bir ekibiniz olacak. Ve bu ekipten kim ne zaman bir ürün satışı yapsa veya kendi ihtiyacı için alışveriş yapsa bu sizin ekip cironuzu oluşturacak ve buradaki ciro size her ay sürekli bir gelir kaynağı olacak..

2. Perakende Satış Kârı ( Sıcak Satış )

EMS’de sadece üye yaparak değil, ürünlerimizin satışını gerçekleştirerek de %30 ile %50 arasında bir satış kârı sağlayabilirsiniz. Bunun yanında standart üyelik paketi satıp o kişiyi de sisteme katmanız sizin kazancınızı katlayacaktır. Çünki üyelerinizin de yaptığı her satıştan veya sisteme kattığı her üyeden size prim gelecektir.
Bu kazanç kolumuzun ana mantığı birebir satış yaparak sıcak para akışı sağlamanızdır.
Burada sizin için hiçbir risk söz konusu değildir. Sistemimizde hiçbir şekilde her ay ürün alma zorunluluğu yoktur. Sadece sattığınız ürünün alımını gerçekleştirirsiniz. Dolayısıyla elinizde ürün kalma riski yoktur.
Diğer önemli bir avantajınız ise sattığınız ürünlerin yaşlısından gencine yani 7 den 70’e her kesime hitap etmesidir. Yaşayan herkesin zorunlu olarak kullandığı bir ürün satıyorsunuz. Sistemimizin yine diğer sistemlerden en büyük farklarından biriside belli bir gelir seviyesinin üzerindeki kesime değil her gelir tabakasındaki insana ürün satışı yapabilmenizdir.. Sisteme koyduğumuz ana kalemlerin çoğunda ekonomik ürün gruplarımız mevcut.. Yani sonuç olarak herkesin kullandığı ürünleri ,herkesin bütcesine göre satışını yapıyorsunuz..Dolayısıyla bu ürünleri satamayacağınız hiçbir kimse yok..
Size gönderdiğimiz pazarlama paketimizde yer alan bazı numune ürünler ve ürün kataloğumuz ile ürünleri üye yapacağınız kişilere tanıtabilirken, kendiniz kullanıp kalitesini de görebilirsiniz.Satışını yaptığımız ürünlerden bir kısmının numunesine yer verdiğimiz pazarlama paketimiz ile üründe kullanılan malzemeyi görecek, renk ve desen seçimini ise sitemizden yada kataloğumuzdan yapabileceksiniz.

Standart iş paketinizin içeriğinde 35 YTL satış değerinde ürün bulunmaktadır.Bunun yanında 30 YTL üyelik primleriniz , Kargo ve KDV dahil edildiğinde paket değeri 75 YTL'ye denk gelmektedir.
Giriş paketinizdeki kargo bedelini ve KDV tutarınızı şirketimiz ödemektedir.
Sonuç olarak giriş paketiniz 60 YTL ' dir.
Standart paketinizi aldıktan sonra istediğiniz üründen , istediğiniz model ,renk ve adette sipariş verebilirsiniz.


Pazarlama paketi elinize ulaştıktan sonra istediğiniz üründen, istediğiniz renk ve desende sipariş verebilirsiniz. Siz üyelerimiz için özel olarak tasarımı yapılan, internet sitemizden stoğumuzda olan tüm ürün çeşitlerimizi görebilecek ve siparişlerinizi online yada telefonla verebileceksiniz. Perakende satışınızda verdiği en yüksek primler EMS yine diğer sistemlerden öne çıkmaktadır. ortalama %50 satışlarınızdan kazanç sağlarsınız. Örneğin 200 YTL değeridne sipariş verdiğinizde bu ürünlerin satış değeri 300 YTL 'dir. Ayrıca vereceğiniz her sipariş ekip cironuza yansıyacak ve bu %50 kar marjının yanı sıra ekibinizde oluşan cironuza göre %24 ekip cironuzdan prim dağıtmaktadır şirketimiz.Alt maddemizde bu kazanç kolumuzuda ayrıntısıyla inceleyeceğiz.
Size göndereceğimiz pazarlama dosyamızda ürünlerin alış ve tavsiye edilen satış fiyatları bulunmaktadır.Tavsiye edilen satış fiyatının altında satış yapmak haksız rekabete sebep vereceğinden uygun değildir. Ürün kataloğumuzda her ürün için belirlenmiş satş fiyatları yer almaktadır.

3.Genel Ekip Cirosundan Size Gelecek Aylık Prim

Burada sürekli bir kazanca kavuşacaksınız.Bütün ekibinizde toplanan aylık ciroya göre sizde kazanç elde edeceksiniz. Üyelik primleri 10 alt kademenize kadar gelir, ancak burada ekip cironuz belirlenirken kademe sınırlaması konulmaz. Sınırsız alt kademenizden size prim yansır. Üyelerinizin her birinin aldığı toplam malın oluşturduğu ciroya göre siz de %3 ila %24 arasında performans primi hak edersiniz. Aşağıda vermiş olduğumuz şirketimzin performans prim tablosu size kademenizi ve hakettiğiniz primi gösteren tablodur.


Peki bu tablonun anlamı nedir ? Bu tablodan kazancımı nasıl hesaplayabilirim ? bunların detaylarını inceleyeceğiz. Öncelikle şunu belirtelimki bu kazanç kolumuz sistemimizin asıl yapısını oluşturmaktadır. Burada sürekli ve artan bir gelire sahip olursunuz. Sizin yaptğınız her üye ve onarın yapacakları her üye ve o üyelerin üyelerininde yapacağı her üye... bu şekilde altınıza doğru gittikçe büyüyen bir ekibiniz olacak ve bu ekipten herhangi birisi satış için veya kendi ihtiyacı için ürün aldığında bu sizin ekip cironuzu oluşturuyor. Ve bu cironuz yukarıdaki tabloda hangi kademeye denk gelirse o primi hakediyorsunuz. En genel anlamda sistemin özeti budur.
Burada dağıtılan primler aradaki farklar alınarak en alt kademeden başlanarak yukarıya doğru paylaştırılır. Dolayısıyla adetli bir şekilde ve gerçekçi bir dağılım olmuş olur.
Videolu anlatımımızdaki örneğimizdeki gibi kadir bey kendisine bağlı 7 kol oluşturduğunda aylık kazancı 2.000 TL'ye dayanıyor.. Sınırsız yan kol açarak sınırsız bir şekilde kazanmaya devam edebiliyorsunuz..

4. Liderlik Primleri

Bronz Lider : Alttan çıkan tek 7 yıldız için alınan liderlik rozetidir. Alacağı ekstra prim ise 300 YTL Maaş+ yan kol cirosunun kesintisiz %3’dür. Bunun haricinde yine yan kolundan %24’e göre primini alır.

Gümüş Lider : Alttan çıkan iki 7 yıldız için alınan liderlik rozetidir. Yan kol cirosundan %24’e göre alacağı primin dışında 570 YTL sabit maaş’a hak kazanır. Ve bunun için hiçbir yan kol cirosu koşulu istenmez. Bu maaşının yanında da şirket tarafından telefon desteği verilir. Faturası şirket tarafından ödenen şirket hattına sahip olur.

Altın Lider : Alttan çıkarılan üç 7 Yıldız için alınan liderlik rozetidir. 900 YTL sabit maaş + yan kol cirosunun %24’e göre primini hak eder. Bunun yanında şirket bir laptop ile üyeyi ödüllendirilerek , 5 kişilik bir tatil hakkı kazanır.

Platin Lider : Alttan çıkarılan dört 7 Yıldız için alınan liderlik rozetidir. 1700 YTL sabit maaş + yan kol cirosunun %24’e göre primini hak eder. Bunun yanında şirket üyeye sigorta desteği sağlar . üye istemediği taktirde sigorta primini nakit olarak tahsil edebilir.
Pırlanta Lider : Alttan çıkarılan beş 7 Yıldız için alınan liderlik rozetidir. 2.500 YTL sabit maaş + yan kol cirosunun %24’e göre primini hak eder. Bunun yanında şirket üyenin tüm masraflarını karşılayarak umre ziyaretine gönderir. Bu imkandan yararlanmak istemeyen üye ise günün koşullarına göre ziyaret bedelini nakit alabilir.

Zümrüt Lider : Alttan çıkarılan altı 7 Yıldız için alınan liderlik rozetidir. 3.800 YTL sabit maaş + yan kol cirosunun %24’e göre primini hak eder. Bunun yanında şirket üyenin altına araç tahsis ederek desteklemiş olur.
Yakut Lider : Alttan çıkarılan yedi 7 Yıldız için alınan liderlik rozetidir. 5.000 YTL sabit maaş + yan kol cirosunun %24’e göre primini hak eder. Bunun yanında şirket üyenin şahsına özel tüm masraflarını karşılayarak ofis açma desteği sağlar ve ofis bilgileri ana sayfasından duyurarak bulunduğu ilde üyesini reklam yoluyla da destekler. Yakut üye konuma yükselen üyeler şirketin aylık yönetim toplantılarına katılma hakkı kazanır.

Sistemimizde hiçbir liderlik kademesinde yan kol cirosu koşulmamıştır. Tamamen koşulsuz ev baremsiz sabit maaşlar üye hesabına yatırılır. En büyük yeniliklerimizden ve farklarımızdan birisi de budur.

5. Kampanyalar - Bonuslar

Aylık , Üç Aylık veya yıl içerisinde değişik zamanlarda düzenlenen kampanyalarla sizlere ekstra kazançlar sağlanır. Oluşturulacak kar paylaşım sistemleriyle çok daha güzel ve ekstra bonuslar kazançlarınızı ve ekibinizi tetikleyecek unsurlar olacaktır.
NASIL BİR İŞ ?


Herkes 3 üye yapamayabilir. Ancak bazı üyeler rahatlıkla, 3 değil 8-10 tane üye yapacaklar. Sistem bu şekilde kendisini dengeleycektir.

Kazanç elde ettikçe, sisteme daha da çok sarılacaksınız ve bu şekilde geliriniz de sürekli artacak.
EMS, çok sade ve olabildiğince basite indirgenmiş bir sistem olduğundan herkese rahatlıkla anlatabileceksiniz.Yukarıda verdiğimiz örneklerdeki gibi sadece 3 er üye yapsanız, ve başka hiç bir satış gerçekleştiremeseniz, üyelerinizde sadece 3'er tane üye yapıp bıraksa, 6. kademede toplam 250 milyar gibi bir gelir elde ediyorsunuz. Her şey çok şeffaf.

Neden sürekli diyoruz? Çünkü üyeleriniz sizin sisteminizden hiçbir zaman çıkmıyor. Yani herhangi bir süre sınırlaması vs. yok.



ÖDEMELER

Üyelik primleriniz, her hafta pazartesi günü hesabınıza yatar. Ekip cirolarından aldığınız aylık primler her ayın 1'i ile 31'i arasında,havuzunuzda biriken kazancınız ise ertesi ayın ilk haftasında hesabınıza geçer. Ödemeleriniz istediğiniz hesaplara veya vereceğiniz posta çeki hesabına yatırılabilir.

ÜRÜNLERİMİZ - FİYATLARIMIZ :

Ürünlerimizin sergisi ve üyelerimizin sipariş verebilmeleri için http://www.eroltekstil.net sayfası hazırlanmıştır. Bu bölümden ürün çeşitlerimiz hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
Tüm çeşitlerimizde iki kalite ürün satışa sunulmaktadır. Ekonomik ürün grubu ve Lüks ürün grubu..
Gerek ürünlerimizle gerekse fiyatlarımızla her kesime hitap edebilen tek sistemiz...
Sizleride aramızda görmekten mutlu oluruz...
Kafanıza takılan sorular için Sık Sorulan Sorular bölümüzü mutlaka ziyaret ediniz.

SSS için lütfen tıklayınız.

Toparlayacak olursak Erol marketing sistemin avantajlarını ve sistemini kısaca tekrar özetleyelim ;

1. Dünyada ilk defa uygulanan üyelik primi sistemi ile sadece 3 üye yaparak 250 milyar kazanabiliyorsunuz.

2. Her ay ürün alma zorunluluğu gibi bir aktiflik şartı kesinlikle yok.. Sadece önceden satışını yaptığınız ürünlerin siparişini bildiriyorsunuz. Dolayısıyla elinizde ürün kalma riski yok. Yani SIFIR RİSK ile çalışıyorsunuz..

3. Sürekli artan ürün çeşitleri ile sadece ihtiyaçlarınızı karşılarken bile ciddi kazançlar sağlayabiliyorsunuz. Ciddi anlamda teşviki olan üyelik primi sayesinde ekibinizde aşağı doğru çok büyük bir üye potansiyeli oluşuyor. Ve bu üyeler satış yapmasalar dahi kendi ihtiyaçlarını aldıkları takdirde sürekli bir gelire kavuşabiliyorsunuz..

4. Yine bir ilk olarak ödemelerinizi haftalık olarak alıyorsunuz..

5. Ürünler günlük hayatta kullanılan ve sirkülasyonu hızlı olan ürünler.. Ayrıca diğer network firmaları gibi ürün fiyatları piyasadaki değerinin çok çok üzerinde değil, piyasa değerinde sizlere satış için sunuluyor..

6. Türk firması ve tamamen yerli bir sermaye..

Öncelikle yapacağımız işe inanacağız. Emin olun ki inanmak başarmanın yarısıdır.. Burada Anlattığımız şeyler ise uçuk , ulaşılması imkansız , hayali şeyler değildir kesinlikle.. ortada bir ürün var ve sattığınız ürünler her kesime hitap eden hayatta zorunlu olarak kullandığımız ürünler .. kazanacağınız primleri ise şirket yine belirlemiş ve şeffaf bir şekilde ortada.. Ön yargılarımızı kaldırarak işimizi ciddiye alıp çalıştığımızda başarının kendiliğinden geldiğini göreceksiniz…
Sabırlı ,sorumlu ve samimi olmak işimizin en önemli yapı taşları olup,bizi başarıya götüren ve işimizi ayakta tutan en önemli unsurdur..
Artık sizde Erol Marketing Sistem ile kazanmaya ve kazandırmaya başlayabilirsiniz.
Başarılar…

online destek için:  rpolu@hotmail.com
ÜYE OL

19/12/2008

Ülkenin gördüğü en büyük provokasyon

Ülkenin gördüğü en büyük provokasyon


Cenaze töreninde bakanların kafasına şişe atanlar, başörtülülerinin başlarını zorla açanlar, kim bilir nerelerde ulusalcı mücadelelerine devam ediyor...
.


Hiç utanmıyorlar
2006 yılı Mayıs'ında Danıştay Saldırısı'ndan birkaç saat sonra kaleme aldığım yazı şöyle başlıyordu:

"Aslında her şey ortada! Aylar öncesinden beri işaret ettiğimiz bir süreç adım adım ilerliyor. Rejim tehlikede... Ama Sezer'in, Baykal'ın ya da Teziç'in kastettikleri anlamda bir tehlike değil bu. Rejimi tehdit eden şey, ne irtica, ne türban, ne AKP...

Türkiye Cumhuriyeti, demokratik rejime yönelik ciddi bir komployla karşı karşıya." Gözü kör, kulağı sağır, aklı ipotek altında olmayan herkesin hemen görmesi gereken bir tabloydu bu. Kurulan komployu görmek için ne özel bir istihbarata, ne de özel bir analiz yeteneğine ihtiyaç vardı. Ama kamuoyu oluşturma gücüne sahip kişi ve kurumlar arasında o kadar azdı ki aklı ve vicdanı hür olanlar...

Olaydan üç gün sonra. 21 Mayıs tarihinde "Yine mi özeleştiri yapacaksınız?" başlıklı yazımda bu tabloya şöyle isyan ediyordum: "19 Mayıs sabahı gazeteleri önüme açtığımda 97-98 yıllarına geri dönmüş gibi oldum birden. Aradan onca yıl geçmemişti sanki, 28 Şubat'ın karanlık günlerindeydik, "mahşerin beş atlısı" toparlanıp yola koyulmak üzereydi.

Üniversitelerden, yüksek yargı organlarından, sivil toplum kuruluşlarından gelen kimi açıklamalar herkesin kendi repliğini çok iyi bildiğini, öyle ki bu defa brifinglere bile ihtiyaç olmadığını gösteriyordu.

28 Şubat medyası da karşımdaydı. Birkaç gazeteyi bir yana ayırırsak, büyük medya yine tıpkı o günlerdeki gibi "görevdeydi"! Danıştay baskını karşısında yaşanan şokun hükümete yönelik bir öfkeye dönüşmesi için elden gelen her şey yapılıyordu yine...

Kendi kendime düşündüm: Önümüzdeki bir yıl atlatılırsa, AK Parti kurmayları bu fırtınalı denizde gemiyi oraya buraya çarpmadan kıyıya yanaştırmayı başarırlarsa, yeniden 3 Kasım sonrasına benzer bir istikrar havası doğarsa, bugün bu yayınları yapanlar ne yapacaklar?

Bir terör olayı bahane bilinerek giriştikleri hükümet düşürme operasyonunun hesabını nasıl verecekler? Bu defaki andıçlar ne zaman deşifre olacak? Bu defaki çark edişler nasıl bir üslupla yapılacak? Yine bugün okuduğumuz gibi özeleştiri metinleri mi okuyacağız?

Nasıl oluyor da o gazetelerin yönetimleri böyle dar zamanlarda böylesine rahatlıkla manipülasyona gönüllü yazılabiliyor diye sordum bütün gün. Böyle dönemlerin geçiçi olduğunu artık öğrenemediler mi?

Bugünlerin kaydının tutulmasından, sonra okurlarına hesap verememekten korkmuyorlar mı? Galiba kilit kelime korkmak. Evet, korkmuyorlar. Çünkü yaptıklarının bir cezası olmadığını gördüler. Korkmuyorlar çünkü herkesin her şeyi unutacağını hesap ediyorlar. Bu ülkede hiçbir şeyin hesabının tutulmadığını, herkesin yaptığının yanına kar kaldığını biliyorlar.

Yarın öbürgün işler düze çıktığında birkaç hoş yazıyla, birkaç gönül alıcı manşetle her şeyi unutturabileceklerini biliyorlar." Önceki gün, Yargıtay'ın Danıştay Davası'nı Ergenekon Davası'na bağlayan kararını okurken o günleri hatırladım yeniden...

Bu karar Danıştay Saldırısı'nın bu ülkenin şahit olduğu en büyük provokasyon olduğunu; Ergenekoncuların kaos ve darbe senaryoları doğrultusunda kendi yandaşları gördükleri bir yüksek mahkemenin üyelerini yok etmeyi bile göze alacak kadar gözü kara bir saldırganlık içinde olduklarını bir anlamda tescil ediyor.

Ama, o günlerde saldırıyı bahane ederek şeriat paranoyası yaratmaya çalışanlarda hala en küçük bir özeleştiri denemesi, en ufak bir utanma işareti yok...

Mustafa Yücel Özbilgin'in cenaze töreninde bakanların kafasına şişe atanlar, "Katil başbakan" "Hükümetin hesabını ordu görecek" diye slogan atanlar, cenazeye katılan türbanlıların başlarını zorla açanlar, kim bilir nerelerde hâlâ saygın "ulusalcı" mücadelelerine devam ediyor.

Gazetelerinde Danıştay Saldırısı için "Türkiye'nin 11 Eylül'ü" diye yazanlar arazi olmuş, Yargıtay'ın son kararını sayfanın en dibinde tek sütunluk bir haber olarak koymuş, suçunu hâlâ gizlemeye çalışıyor. "Danıştay Saldırısı'yla Ergenekon arasında bir ilişki kurulursa olay ciddileşir, yoksa bu dava- Ergenekon- fasa fisodur" diyenler dut yemiş bülbül gibi susuyor.

Yani her şey tam da o yazıda söylediğim gibi oluyor. Çünkü ilkesizliğin bir cezası yok bu ülkede. Kimse hatasının bedelini ödemiyor. Herkes zamanın pususuna yatmış; söylediklerinin, yazdıklarının, yaptıklarının unutulmasını bekliyor. Hâlâ gururla ve vakarla ortada dolaşarak...

Gülay Göktürk - Bugün

19.Aralık.2008 17:45:37

28/8/2008

Başörtülü yarı çıplaklar





Etraf başörtülü yarı çıplaklardan geçilmiyor.

Tesettürle başkaları değil ama başörtülüler fena halde dalga geçmekte.

Arkadaş zor geliyorsa çıkar kafandaki örtüyü.

Sana zorla taktıran mı var?

Bir salaşlık, bir derbederlik.

Sanki kafasındaki iki kılı kapatınca hatun kişi, bütün vazifelerini tamamlamış gibi vücudunu orta yere saçıveriyor.

Acaba Müslüman kadının sadece saçı kıymetli, en mahrem vücut azaları çok mu değersiz diye düşünmekte insanlar. Göbekler, göğüsler, kalçalar orta yerde.

Kadıncağız adeta amazon gibi sokağa fırlamış.

Önceki gün ziyaretime gelen üç bayan yazarla oturup konuştuk. Örtülerini bayağı modernleştirmişlerdi. Belli ki bana akıl vermeye gelmişlerdi. “Biz de zamanında bu tesettürü amma abartmışız” deyince bayağı şaşırdım. Arkadaşlarım iyi eğitimli ve sevilen kalem sahipleri idi ama değil pardösü, ceket bile giymeyerek incecik elbiselerle ne büyük devrim yaptıklarını anlatmaya uğramışlardı.

En baştakilerdeki bozulma bütün toplumu etkilemekte. VIP kadınlardan başlayan bir dezenformasyon.

“Özür dileriz cumhurbaşkanlığı sitesinde hanımefendinin bir düğünde çekilmiş resmi çıkmış, düzelteceğiz”.

“E evladımın düğününde bile, şöyle etrafa endamlı bir kadın nasıl olurmuş göstermeyeyim mi? Hem bizi zevksizlikle, demodelikle suçlayan laiklere biraz zarafet dersi vermeyelim mi?” iyi niyetinizi yüzünüzden okuyorum da.

Düğünlere katılan binlerce erkeğin meraklı bakışlarını bir kalemde yok saymanız da size ilahi bir artı getiriyor mu acaba?

Ya da dinin şöyle bir kuralı mı var? Düğünlere katılan erkekler namahrem sayılmaz. Zaruret miktarıdır. Gecelik gibi elbiselerle göbeği göğsü etrafa dağıtıp salon sahibeliği yapmanız da bir mahzurat yok mudur?

Büyük başlarımız böyle yapınca; halk çocukları da nereden bulsunlar cici salonları, şık avizeleri, pahalı kostümleri; onlar da sokaklarda soyunmaya başladılar.

Tamam, bizim kızlar yeni örtünüyor biraz hoşgörü de, altmış yaşındaki büyük hanımlarda da mendil kadar başa yapışan örtüler ve göbek göğüs hatları olabildiğince belli eden dar kostümler.

Acaba Müslüman modacılar ellerindeki makasın hakkını nasıl verecekler? Pardösü değil de atletizm mayosu biçiyorlar sanki. Bütün vücut azaları ortada.

Tanıdığım pek çok başı açık laik bayan; bizim başı örtülü pek çok kadınımızdan daha kapalı giyinmekteler. Yaz sıcağında diz altı eteği üzerine ceketini ya da hırkasını giymeden dışarı çıkmayan, neneden atadan görgülü, terbiyeli çok insan tanıyorum.

Lakin bizim cephede bir amazonluk, bir yarı çıplaklık almış başını gidiyor. Arkadaşlar zor geliyorsa takmayıverirsiniz şu örtüyü olur biter.

Ama Rabbimizin Müslüman kadınlara hediye ettiği tesettür tacını, toza kire bulayıp ayağa düşürmeyin lütfen.

Allah sonumuzu hayreyleye ama durum hiç iç açıcı değil. Aşağılık kompleksleri ile acınacak durumdayız.

Hem bu konuda sadece kadını suçlamam da yersiz.

En büyük suçlu insanın erkek cinsi yine.

Geçen gün baktım anlı şanlı delikanlı, kolundaki eşi yarı çıplak. Dapdar bir pantolon, neredeyse bağırsaklarının başlangıç ve bitiş yeri ortada. Üzerinde uzun bir ceket yok. Derisine yapışmış bir mini bluz. Ve bu trajik tabloya arsızca bir de baş bağlamış. Bu görüntüyü veren kadından çok erkeğe baktım. Acaba oğlan kör mü diye. Aval aval ağzını açmış etrafı seyreden delikanlı, yanındaki kadının yarı çıplaklığını göremeyecek kadar aptaldı.

Tesettürün bozulmasında en büyük suçlu erkekler.

Onlar açık bayanlara, televizyonun edepsiz çıplaklarına hayranlıkla bakarken, hanımları da; o aptal beylerini ellerinde tutabilmek için açılma yarışına girdiler. Bizim pek çok kadınımız niçin kapanmıyor sanıyorsunuz, ya da böyle yarı çıplak dolaşıyor derseniz; kocaları yüzlerine bakmaz diye.

Rabbimiz setr olma hususunda cümlemizin kalbine güzel ilhamlar versin.

Tamer_Hasan